Gereğinden çok
Reklam ve tasarım dünyasında her zaman 'ekstra çaba' kazanır mı? Tecrübelerle sabit doğru müşteri, doğru vizyon ve enerjinizi korumanın yolları üzerine notlarım.
Hop, selamlar efendim.. konumuz çok derin. Hepimiz duymuşuzdur “Her şeyin fazlası zarar.” derler bilirsiniz.
Peki, bir şeyin hangi noktadan sonra “fazla” olduğunu nasıl anlarız?
Hele ki sonuçları diğer sektörlere göre çok da net ölçülebilir olmayan reklam, tasarım ve fikir işlerinde bu “fazla” tam olarak neye tekabül ediyor?
Gelin, bir örnekle somutlaştıralım.
Aracınızı oto yıkamaya bıraktınız, sadece iç-dış detaylı bir temizlik istiyorsunuz. Döndüğünüzde bir bakıyorsunuz ki aracın lastikleri değişmiş, yağ bakımı yapılmış, filtreler yenilenmiş. Şaşkınlıkla sorduğunuzda ise şöyle bir cevap alıyorsunuz: “Bu aracın gerçek potansiyeline ulaşması, daha performanslı gitmesi için bunları da yaptık. Ödemeyi de vadeye yaydık; bu aracın daha atik olması için bunlar şarttı.”
Tepkiniz ne olur? Muhtemelen “Teşekkürler ama ben sadece temiz bir araba istiyordum, neden benden habersiz iş çıkardınız?” diye garipsersiniz.
Bizim işlerimizde ise bu gariplikler çok gri, çok flu bir çizgiyle ayrılıyor.
Bazen hedefimiz neyse ona ulaşmak için farklı alanlar belirleriz, stratejiler geliştiririz ve danışmanlığını yaptığımız marka için en iyisini ararız.
Markayla ne üzerine el sıkıştıysak, o sonuca en estetik ve en doğru yoldan ulaşmak için çabalarız.
Buraya kadar her şey normal işimizin bir parçası ve etik sorumluluğumuz.
Ancak “gereğinden fazlası” durumu bu noktadan sonra devreye giriyor.
Bazen en iyisine ulaşmak için harcadığınız o “ekstra çaba” (yani normalde yapmanız gerekenden çok daha fazlasını masaya koyduğunuz o anlar) her müşteri için harcanmamalı.
Neden mi?
Çünkü insanız: Yoruluyoruz, tükeniyoruz. Zihinsel üretim yapıyoruz ve enerjimizi verimli kullanmak zorundayız.
Çünkü vizyon farkı var: Müşteriniz bu ekstra çabayı takdir etmek yerine, “Neden bu kadar detayla uğraştın ki?” diyerek ya da “bu ne işe yarayacak“ diyerek motivasyonunuzu bir anda yerle bir edebilir.
Çünkü kontrol bizde değil: Herkes aynı bilgi birikimine veya öngörüye sahip olmayabiliyor.
“Eee, bunları neden anlatıyorsun?” diyenleriniz varsa hemen aydınlatayım.
Enerjinizi ve motivasyonunuzu boş yere tüketmeyin, kaynaklarınızı yanlış yerlerde harcamayın diye. Ben kendi adıma “yaptım, gördüm ve dersimi aldım” sizinlede bu deneyimi paylaşayım ki siz de dikkatli olun diye anlatıyorum.
Ben artık bir markanın neye ihtiyacı olduğunu ilk toplantıdan, bazen ilk sunumdan anlayabiliyorum. Gideceğimiz yolu, çıkacak sorunları ve o sorunlar karşısında almamız gereken aksiyonları en başından öngörebiliyorum.
Fakat karşı taraftaki yetkili kişi bu öngörüye sahip olmadığında, sizin deneyiminiz bir avantaja değil, bir yüke dönüşüyor.
Okyanusu Geçmek Ama Nasıl?
Mesela, müşteri karşınıza geçip “Ben okyanusları aşmak istiyorum” diyor.
Vizyon büyük, hedef devasa.
Ben de diyorum ki: “Harika, o zaman bir gemiye ihtiyacımız var. Hatta okyanusun hırçınlığına dayanacak büyüklükte, şu kadar beygir gücünde motoru olan bir gemi...”
İşte o an garip bir şey oluyor.
Müşteri, okyanusu aşmak istiyor ama geminin neden gerekli olduğunu, motorun ve pervanenin ne işe yaradığını anlamamakta direniyor.
“Sadece yüzsek olmaz mı?” ya da “Kayıkla idare edemez miyiz?” noktasına geliyor.
Benim zihnimde ise çoktan o geminin yakıt hesabı, yolda aç kalırsak uygulanacak B planı, fırtına çıkarsa sığınacağımız rotalar hazır.
İşte “gereğinden fazlası” dediğim o ekstra çaba, devreye giriyor.
Ben sadece gemiyi değil, o gemideki hayatın güvenliğini de düşünüyorum. Ama karşımdaki daha “gemi” fikrine ikna olmamışken, ben ona pervane tipini anlattığımda sesim boşlukta yankılanıyor.
Sözün özü.
Okyanusu aşma hayali olan ama gemiye binmeye korkan yolcularla vaktinizi harcamayın.
Sizin o devasa projeleriniz, o ince düşünülmüş detaylarınız ve “gereğinden fazla” olan enerjiniz, ancak rüzgarı sizinle aynı yönden karşılayan, vizyonu en az sizin kadar geniş olan doğru müşteriler için saklanmalı.
Aksi takdirde, siz okyanusu hayal ederken, bir bakmışsınız kıyıda diz boyu suda kürek çekmeye çalışıyorsunuz.



