Beyaz Sayfa - CHP’nin Boykot Listesi Analizi
CHP lideri Özgür Özel’in 2026 boykot listesini temizleme kararı markalar için ne anlama geliyor?
Ofisimde kahvemi yudumlarken gündemi takip ettiğimde, bazen bir haberin satır aralarının, yazılan metinden çok daha büyük bir hikaye anlattığını fark ediyorum. Bugün masamızdaki konu tam olarak böyle CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 2026’nın bu ilk günlerinde yaptığı “Boykot listesini temizliyoruz” açıklaması.
Hatırlarsanız, 2024 Mart’ında Saraçhane mitingiyle başlayan ve boykotyap.org sitesiyle dijital bir “yasaklılar listesine” dönüşen bu süreç, Türkiye’deki markalaşma dünyası için oldukça çalkantılı geçti. Peki, ne oldu da bugün “beyaz bir sayfa” açılıyor? Bir marka danışmanı olarak, siyasetin markalar üzerindeki bu “görünmez elini” ve markaların bu süreçten çıkarması gereken dersleri gelin mutfağında inceleyelim.
Siyasetin Marka Değeri Üzerindeki Etkisi - Boykot Bir Silah mı?
Modern dünyada artık sadece ürün satmıyorsunuz bir duruş, bir değer ve bazen de bir siyasi kimlik satıyorsunuz. CHP’nin başlattığı bu boykot süreci Volkswagen, Audi, Nusr-Et, Doğuş Grubu ve dev medya kuruluşlarını kapsayan geniş bir yelpazeye yayılmıştı.
Siyasi bir partinin bir markayı hedef göstermesi, o markanın yıllarca inşa ettiği “güven” kalesinde gedikler açabilir. Listede yer alan markaların çoğu, sadece ticari işletmeler değil; binlerce kişinin istihdam edildiği, ülke ekonomisinin lokomotifleriydi. Özgür Özel’in “Sizi izlemeye devam edeceğiz” uyarısıyla listeyi boşaltması, markalar için bir “beraat” değil, aslında bir “şartlı tahliye” mesajıdır.
EspressoLab Vakası - Boykotun Gerçek Yüzü
Bu sürecin en somut örneğini hiç kuşkusuz EspressoLab krizinde yaşadık. Ekim ayında bizzat Özgür Özel’in açıklamalarıyla listeden çıkarılan marka, boykotun ekonomik ve sosyolojik etkisini en sert hissedenlerden biri oldu.
Neler yaşanmıştı?
Müşteri Sadakati Testi
Boykot çağrısıyla birlikte özellikle üniversite çevrelerindeki şubelerde müşteri yoğunluğu gözle görülür şekilde azaldı.Ciro Kaybı
Şirketin cirosunda yaşanan düşüş, bir markanın “siyasi etiket” yediğinde ne kadar hızlı kan kaybedebileceğinin kanıtı oldu.İletişim Hatası
Özgür Özel’in “İsmi öğrencilerden duydum” demesi, aslında markaların Z kuşağı nezdindeki algısının ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Bir marka için en büyük tehlike, müşterisinin gözünde “taraf” haline gelmesidir. EspressoLab bu krizden şimdilik çıktı, ancak bıraktığı iz dijital hafızada (ve Google arama sonuçlarında) hala taze.
2026’da Marka Yönetimi “Sizi İzlemeye Devam Edeceğiz” Ne Anlama Geliyor?
Özgür Özel’in “Beyaz sayfa açıyoruz ama gözümüz üzerinizde” minvalindeki açıklaması, markalar için yeni bir dönemin habercisi: Şeffaflık Çağı.
Artık markaların sadece kâr odaklı olması yetmiyor. 2026’nın tüketici bilinci, markanın hangi holdinge bağlı olduğundan, hangi medya organını desteklediğine kadar her detayı sorguluyor. Boykot listesinin temizlenmesi, bu markaların “riskli bölgeden” çıktığı anlamına gelmiyor aksine, artık her adımlarının daha dikkatli izleneceği bir büyüteç altına alındıklarını gösteriyor.
Marka Danışmanı Gözüyle - Listeden Çıkan Markalar Ne Yapmalı?
Eğer listenin temizlenmesiyle “oh be, kurtulduk” diyerek eski alışkanlıklarınıza dönerseniz, bir sonraki krizde geri dönüşünüz olmayabilir. İşte bu süreçten geçen dev markalar (ve onlardan ders alması gereken butik işletmeler) için tavsiyelerim
Samimiyet Odaklı İletişim Kurumsal kimliğinizi soğuk binalardan çıkarıp, EspressoLab örneğinde olduğu gibi “insan odaklı” ve “dinleyen” bir yapıya büründürün.
Kriz Senaryolarını Güncelleyin Siyasetin bu kadar dinamik olduğu bir coğrafyada, “Bize bir şey olmaz” demek en büyük hatadır. Olası bir boykot çağrısında vereceğiniz yanıt, 24 saat içinde hazır olmalı.
Toplumsal Faydayı Öne Çıkarın Sadece bir siyasi kutbun değil, toplumun tamamının faydasına olacak projeler üretmek, markayı “siyasi hedef” olmaktan koruyan en güçlü kalkandır.
Tüketici Gücü ve Dijital Boykot Kültürü
Boykotyap.org gibi platformlar, aslında bize bir gerçeği fısıldıyor Tüketici, cüzdanıyla oy veriyor. 2026 yılında bir tweet veya bir liderin açıklamasıyla milyonlarca liralık marka değeri bir gecede buharlaşabiliyor.
CHP’nin bu listeyi temizleme kararı, markalara verilen bir “ikinci şans” olarak görülmeli. Ancak unutmayın; dijital dünyada hiçbir sayfa tam olarak “bembeyaz” kalmaz. Google arama sonuçlarında (SERP) “Marka Adı + Boykot” yan yana geldiğinde, o markanın işi her zaman zordur.
Tarafsızlık mı, Şeffaflık mı?
Geldik yolun sonuna. Özgür Özel’in boykot listesini boşaltması siyasi bir hamle olabilir ancak tüketicinin zihnindeki o duygusal bariyer hala orada duruyor. Markalar için asıl sınav şimdi başlıyor. Çünkü bir liderin çağrısıyla başlayan boykot, tüketicinin kendi kararıyla bir yaşam biçimine dönüştü.
Siz siz olun, markanızı bir kutuplaşmanın öznesi haline getirmeyin. Çünkü siyasi listeler silinebilir, ancak tüketici zihnindeki o “hayal kırıklığı” kolay kolay geçmez.
Markanızı, değerlerinizi ve duruşunuzu koruduğunuz; siyasetin gölgesinde değil, kalitenin ışığında büyüdüğünüz bir yıl diliyorum.



