Uzay Çağında Grafik Tasarım Eğitimi Ücretsiz E-Kitap
Enis Yavuz'dan ücretsiz grafik tasarım rehberi. Temel tasarım prensipleri, hiyerarşi, kontrast ve geleceğin tasarım trendleri (UI/UX) hakkında detaylı bilgi edinin.
2022 yılında dijital bir manifesto olarak yayımladığım “Uzay Çağında Grafik Tasarım Eğitimi” e-kitabımı, bugün çok daha geniş bir perspektifle web sitemde bir rehber olarak paylaşıyorum. Mağara duvarlarından bugünün yüksek çözünürlüklü ekranlarına, tasarımın evrimini ve bir tasarımcının “yeni dünya” düzeninde nasıl konumlanması gerektiğini keşfettiğimiz bu yolculuğa hoş geldiniz.
Neden Bu Rehberi Okumalısınız?
Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zekanın ve yeni nesil arayüzlerin (UI/UX) tasarım süreçlerini dönüştürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Bu rehber sadece bir bilgisayar programı kullanmayı değil, tasarım odaklı düşünmeyi, temel sanat disiplinlerini geleceğin teknolojileriyle harmanlamayı ve bir tasarımcı olarak “fikir” satmanın yollarını anlatıyor.
E-Kitabı indirmek için yukarıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Aşağıdan Blog formatında okumaya devam edebilirsiniz.
ya da Academia.edu üzerinden erişebilirsiniz.
Önsöz
Kitapların bile dijital ekranların üzerinden okunabildiği bir çağda yaşıyoruz. Geleneksel yönelimler yerini yeniliğe ve bilinmezliğe bırakıyor. Çevremizdeki her şey değişirken grafiklerin ve çizgilerin değişmiyor olması pek olası değil. Grafik tasarım çok güçlü bir görsel iletişim aracıdır. Tasarımcılar, kendilerini geliştirdikleri ve yeni değerler yaratabildikleri sürece kıymetli olmaya devam edecekler.
Bu dijital kitapta, değişen kültürlere karşı grafik tasarımcının alması gereken önlemler ve bir tasarımcının kendisini geleceğe nasıl hazırlaması gerektiği gibi kritik bilgiler yer alıyor. Ayrıca grafik tasarım sanatının temelleri, kabul görmüş prensip ve kuralları, meslek olarak tasarımcılığın incelikleri, başlangıç ve ileri seviye tasarım eğitimlerini içeriyor.
“Uzay Çağında Grafik Tasarım Eğitimi” kitabı tasarım sanatının detaylarını aktarmak ve teorik olarak bir tasarımcıyı güçlendirmek için hazırlanmıştır. Bu kitap bir bilgisayar programı ya da tasarım aracını kullanmayı öğretmeyi amaçlamaz.
Geçmiş ve Gelecek
Grafikler insanlığın varoluş dönemlerinden beri hayatımızda. Yaklaşık 40.000 yıl öncesine dayandığı öne sürülen mağara resimlerinin bir amacı vardı. Bazı araştırmacılar bu çizimlerin dini ve mistik bir ritüel olduğunu düşünse de yaygın olan inanış bu resimlerin bir iletişim aracı olarak kullanılmasının amaçlandığı yönünde. O zamanlardan günümüze kadar birçok şey değişti. Ancak iletişim ihtiyacımız her zaman aynı kaldı. Mağara duvarlarına çizilen resimlerin kesin olarak amacını bilemesekte, grafiklerin bir araç olarak kullanılmasının çok köklü ve tarihi olan bir eylem olduğunu biliyoruz.
Zaman ilerledikçe insanların hayatına giren makinalar, teknoloji ve çevresel faktörler, insanlar için farklı ihtiyaçları ve arzuları ortaya çıkardı. Tasarımcılar her dönemde insanlarla bağ kurmak için yeni yöntemler ürettiler. Geçen yüzlerce yılın bize öğrettiği bir şey var. Gelecekte de tasarım çok önemli bir unsur olmaya devam edecek.
Bir markanın potansiyel müşterilerine kendisini tanıtmak ve bir sektör içerisinde yeni bir ürünü duyurmak için tasarım ve reklamcılık önemliydi. 1900’lü yıllardan beri tasarım reklamcılık alanında kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Markaların yalnızca yeni bir ürünü tanıtmak için değil, mevcut müşterileri ile arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirmek için de bu araçları kullandığını biliyoruz. Bugün markalar ve büyük işletmeler tasarım ve reklam aracılığı ile kendi sorunlarını, kendi görüşlerini, markanın çözümlerini müşterinin de benimsemesini istiyorlar. Eğer marka için ortada bir tehdit varsa bu müşterilerin de sorunudur. Müşteri ve marka bir bütündür algısı oluşturmak istiyorlar. Bu organik bağı kurmak için grafik tasarım gerçekten çok etkili bir araç.
Artık insanlar için hız hayatın vazgeçilmez bir parçası. Hızlıca yemek yiyoruz, 15 saniyelik videolar izliyoruz ve hızlıca aşağıya doğru ekranları kaydırarak yeni içerikleri tüketmeye devam ediyoruz. Tasarımların bu hızlı tüketim alışkanlıklarına yanıt verebiliyor olması gerekir. Eski yöntemler ve stiller yavaş kalmaya başladı bile. Tasarımın geleceğinde hız, sadelik ve basitlik var. Biz tasarımcılar ise hem geleceği şekillendiriyoruz hem de bu yeni kültüre ayak uydurarak fark yaratmaya çalışıyoruz.
Mağara duvarlarındaki hayvan çizimlerinden, papirüslere, sanayi devrimindeki makinalardan, cebimize sığan ekranlara kadar her dönemde insanlara bir şeyler söyledik. Bunu çizgilerle, renklerle, şekillerle ve kelimelerle yaptık. Bundan sonrada çeşitli araçları kullanarak hikayeleri ve mesajları aktarmaya devam edeceğiz.
Grafik Tasarımın Temel Öğretileri
Yenilikçi olmak ve geleceğe hazır olmak ihtiyacımız olan bir yaklaşım ve davranış biçimi olabilir. Ancak bazı geleneksel prensipleri öğrenmeden ve uygulamadan bu mümkün değil. Yani yeniyi yaratırken, eski olanı yok edemeyiz. Yüzlerce yıllık tarihi olan tasarımın ve bu zamana kadar bu sanat içerisinde birçok şey üretmiş insanların tecrübelerini görmezden gelmek büyük bir hata olur. Bu nedenle belirli temel öğretileri ve olguları öğrenmeliyiz.
Neredeyse tüm sanat akımlarında benimsenen bazı etkileyici unsurlar var. Bunlar çoğunlukla izleyicinin ve sanat tüketicisinin bir eserde nereye odaklanması gerektiği ile ilgili. Yani tasarımcı için “bakın burada sizin için bir mesaj var” demenin formülü gibi. Bu yöntemleri ve unsurları doğru şekilde kullanmak tasarımınızı güçlendirecektir. Bu temel öğretilerin her birinin benzer amaçları var ve bir tasarımda bazen hepsini bazen de birkaçını görmek mümkün. En bilindik öğretilerden birisi kontrast.
Kontrast
Kontrast kelime anlamı olarak karşıtlığı, zıtlığı ifade eder. Biz tasarımcılar için en temel kavramlardan biridir. Doğru kullanıldığında yaptığınız projeye ve anlattığınız mesaja katkısı olağanüstü seviyededir.
Yüzyıllardır araştırılan ve sorgulanan evren, bazı felsefeciler ve filozoflar tarafından bu zıtlıklarla ilişkilendirilerek anlatılır. Evrende her şeyin karşıtı ile var olabileceğine dikkat çeken diyalektik materyalizm kavramı bu şekilde ortaya çıkmıştır. Büyük-küçük, aydınlık-karanlık, az-çok, alt-üst ve bunun gibi pek çok örnekte olduğu gibi bazı olgular yalnızca karşıtları, zıtları olduğu sürece anlamlıdır.
Grafik tasarıma dönecek olursak, bazı şeyleri anlamlandırmak için zıtlıkları kullanmak kaçınılmaz bir silah. Tamamen siyah bir afiş tasarımı düşünün. Üzerinde yalnızca tek bir figür var. Bu figürü siyahın karşıt durumu olan beyaz ile tasarlarsak afişteki dikkat noktası bu figür olacaktır.
Karşıt renkleri kullanarak izleyen kişinin odaklanmasını istediğiniz noktaları belirlemek mümkün. Üstelik kontrast yalnızca karşıt renklerle ilgili değildir. Aynı zamanda yazı tipleri, yazı kalınlığı, font büyüklüğü gibi pek çok tasarım öğesi ile karşıtlık verilebilir. Örneğin başlık ve alt başlık ayrımı için bu font büyüklüklerinden yararlanabiliriz. Önceliklerimizi belirlememiz gerekiyor. İnsanların önce neyi görmesini, okumasını ya da hissetmesini istiyoruz. İşte kontrastı bu amaçla kullandığımız zaman gerçekten etkili bir araca dönüşüyor.
Denge
Tasarım projelerine başlarken genellikle objeleri düşünürüz. Yazıları, görselleri, renkleri, kontrastı, mesajı. Evet bu doğru ve pek çoğumuzun uyguladığı bir yaklaşım. Bunlarla birlikte düşünmemiz gereken bir kritik nokta daha var. Yerleşim! Evet denge kavramı tasarım öğelerini nasıl yerleştireceğimiz ile alakalıdır.
Yalnızca boşluklarla bile denge sağlanabilir. Yaygın olarak kullanılan iki tür denge sağlama yöntemi vardır. Asimetri ve simetri. Tasarım projesinin amacına ve türüne göre bu iki yöntemden birini seçebiliriz.
Asimetrik düzende alt-üst ya da sol-sağ olarak bir tasarımın yerleşim düzenini ve öğelerin ağırlığını ayarlayabilirsiniz. Ya da bir merkez noktası belirleyerek asıl öğeyi oraya yerleştirip onun etrafına diğer öğeleri yerleştirebilirsiniz. Önemli olan ilk defa bu çalışmaya bakacak izleyiciler için belirli bir düzen algısı oluşturabilmek.
Kimse çok karmaşık olan ve ilk bakışta düzensiz olarak durna görüntülerden etkilenmezler. İnsanlar bu tür dengesiz çalışmalara etkilenecek kadar inceleme fırsatı bile vermezler. Bu nedenle kendi denge sisteminizi oluştururken ilk bakış süresini önemsemelisiniz.
Negatif Alan
Boşlukları tasarıma dahil etmek. Hiçbir şey ile bir şeyler anlatmak. Bir tasarımın olmazsa olmazı beyaz, negatif alanlardır. Eğer bir öğeyi çok sıkıştırırsanız gözü yoran kötü bir tasarıma dönüştürmeniz kaçınılmaz olur. Tasarım öğelerine yer açın. Negatif alanları tasarımın öğelerini ve mesajını güçlendirecek şekilde kullanın. Yerleşim düzenini, denge ve kontrastı kullanırken beyaz alanları da tıpkı bir metin, grafik, görsel gibi değerlendirin ve onun tasarımın bir parçası olduğunu unutmayın.
Hiyerarşi
Bir işin, amacın başarıya ulaşması için belirli bir işleyiş düzenine ihtiyaç vardır. bazı şeyleri gerçekleştirmek için yalnızca şansa veya tesadüflere güvenemeyiz. İşte aradığımız işleyiş düzenini bize sunan şey hiyerarşi’dir. Bu kelime dilimize Fransızca’dan geçmiştir. Emir-komuta zinciri, rütbe düzeni gibi anlamlarıyla bu kelimeyi sıklıkla kullanıyoruz.
Tasarımda da benzer bir amaca hizmet ediyor. Biz bir projeyi yaratmaya başlarken onun amacını ve hedeflerini ortaya koyarak başlarız. Bu amaçlar etrafında şekiller, renkler, objeler ve diğer her şey anlam kazanır. Bir bilgisayar firmasının yeni bir dizüstü bilgisayar modeli için reklam afişleri hazırladığımızı varsayalım.
Amacımız bu modeli insanlara tanıtmak, tanıştırmak ve satışını arttırmak olsun. Tasarladığımız bu projede belirli bir hiyerarşik düzen kullanmalıyız. Burada öngörü gerektiren bazı kararlar alacağız. Örneğin biz ilk olarak izleyiciye neyi göstereceğiz.Ürünün ismi olabilir. Ürünün fotoğrafı olabilir. Markanın ismi olabilir. Burada doğru seçimi yapmalıyız. Eğer çok bilindik bir marka değilse markanın ismini kullanmak biraz daha riskli bir hamle olacaktır. Ürünün ismi ise pek çok potansiyel müşteri için bir şey ifade etmeyebilir. İşte hiyerarşi burada devreye giriyor.
Tasarımcı olarak neyi hangi sırayla göstermek istediğinize karar verme durumu. Eğer yukarıdaki örnekte hiçbirini seçmeyip afişte büyük puntolarla ürünün fiyatını yazsaydık birincil amacına hizmet etmeyen hatalı bir iş ortaya çıkacaktı. Bu tür durumlarda nasıl seçimler yaptığını önemlidir.
İyi Fikirler Para Kazandırır
Tasarım yapmak size yalnızca manevi bir haz vermemeli. Elbette bir yaratım sürecinin parçası olmak, yeni şeyler ortaya çıkarmak insanı manevi anlamda tatmin eden harika bir olgudur. Pek çoğumuz işin bu kısmından haz alıyor ve portfolyomuzu bu nedenlerle geliştirmeye devam ediyoruz.
Tüm bunların yanı sıra hayatımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli yaşam standartları yaratabilmek için para kazanmalıyız. Bir tasarımcı için her şey paraya çevrilebilir. Tasarım araçlarını ne kadar iyi kullandığın, hangi araçları kullandığın, projeleri rakiplerine göre daha hızlı sonlandırmak, kendi pazarlamanı yapabilmen gibi değişkenler para kazanma konusunda seni bir adım öne geçirecek unsurlardan bazıları. Bunlardan en önemlisi iyi fikirler üretebilmek. Burada devreye başka bir kavram girecek. “Tasarım odaklı çözümler üretme.” Evet bu işlerden hatırı sayılır paralar kazanmak istiyorsak odaklanmamız gereken şey tam da bu!
İnsan doğasını anlamamız gerekiyor. İnsanların çok az bir kısmı size kullandığınız renkler, tasarım öğeleri ve grafikler için para ödeyecek. Size para ödemelerinin sebebi bir sorunu çözebileceğinize olan inançlarıdır!
Bizler belirli içgüdüler ve olgulara göre hareket ederiz. Bir çoğumuzun motivasyon kaynağı yakındır. Daha güçlü olmak, daha çok kazanmak, saygı görmek, sevilmek vb temel duygulardan hareketle bir şeyler üretiriz.
Bu durumda insanlar size ödeme yaparken daha çok para kazanabileceğine inanırlar. Siz de bunun karşılığında insan psikolojisine uygun tasarım odaklı çözümler üreterek müşterinizin yaptığınız işten maksimum fayda sağlamasını hedeflemelisiniz. Bu şekilde karşılıklı fayda sağladıkça ve siz doğru tasarımlar sunarak müşterinin beklentisini karşıladıkça maddi koşullar üzerinde daha fazla söz sahibi olabilirsiniz.
Tüm bu başarılı işlerinizi daha fazla müşteriye ulaşmak için de kullanabilirsiniz. Bunun için kendinizi de bir müşteri olarak görün. Bir projenin tüm aşamalarını, talep aşamasından, ilk yaratım süreçleri ve nihai bir ürüne kadar olan hikayesini kayıt altına alın. Zamanı geldiğinde ben bir fikri işe yarayan bir ürüne, bir afişe, bir reklam kampanyasına çevirebiliyorum demenin en güçlü yolu budur.
Kendi Reklamınızı Yapma
Biz tasarımcılar müşterilerimiz için pek çok şey düşünür, onların verdiği özetlerden ve brieflerden yola çıkarak yaratıcı tasarımlar ve çözümler üretiriz. Aynı şekilde maddi bir karşılık beklenen her şeyde olduğu gibi bizim de reklama ihtiyacımız var. Bu yaratıcılık sürecini bazı durumlarda kendimiz için tam olarak uygulayamayabiliriz.
Kendi reklamınızı yapmak için bugünden itibaren daha az uğraşacaksınız ve daha çok fayda sağlayan yöntemleri keşfetmiş olacaksınız.
Reklam Tüm Dünyada Değişti
Teknoloji, alışkanlıklar ve pek çok şey gibi reklam yöntemleri ve işe yarayan formüller değişti. Yalnızca Dünya’da değil ülkemizde de değişen reklamcılık başka bir düzlemde devam ediyor.
Sponsorlu içerik paylaşmak, Google Ads ya da Meta gibi şirketlere para ödeyerek içerik paylaşmak reklamcılık değildir. Aslında hiçbir değeri de yoktur. Muhtemelen yalnızca geri dönüşü çok az olan yüksek trafikler elde etmemizi sağlarlar.
Otuzlu yaşlarda ve/veya daha tecrübeli olan okuyucularımızın hatırlayacağı bir dönemden söz ederek somut örnekler vermek istiyorum. Bir dönem Türkiye’de reklamlar konuşulurdu. Televizyonda ya da radyoda gördüğünüz bir reklamın halk arasında bir karşılığı olurdu. Turkcell’in hazır kart reklamındaki “Özgür Kız” karakteri uzun süre konuşulurdu.“Aganiginaganigi” gibi anlamı olmayan bir slogan bile 7’den 70’e yayılırdı. Ya da “U-A Dev Adam, 12 Dev Adam” gibi fonetik sloganları uzun süre konuşurduk.
Ancak o dönemler epey geride kaldı. Artık toplum reklamları ya da iyi fikirleri konuşmuyor. Bir ürünü alırken ya da bir hizmet vereni tercih ederken -bak ne kadar yaratıcı reklam yapmış demiyoruz.
Artık başka bir şeyi konuşuyoruz. İşte siz de kendinizi bu yeni düzene göre pazarlamak durumundasınız.
Artık hikayeleri konuşuyoruz. X bir şirketin sahibinin çalışanlarına ne kadar değer verdiğini, ne kadar başarılı olduğunu, nereden nereye geldiğini, sokak hayvanlarını ne kadar sevdiğini konuşuyoruz. Veya bunun tam tersi bir şirket içerisinde yaşanan baskılar, haksız kazançlar ya da olumsuz davranışları konuşarak o şirket hakkında bir izlenime bir fikre sahip oluyoruz. Artık akılda kalmanın formülü hikayeleşmeden geçiyor. Olumlu ya da olumsuz insanlar hikayenizi önemsiyorlar. Bu nedenle yeni reklam düzeni ve hikayeleşmeye ayak uydurmak zorundayız.
Reklam yatırımı olarak kendinize yatırım yapmalısınız. Kendi değerlerinizi insanlara anlatmalı ve onların hafızasında en az bir anahtar kelime ile eşleşmelisiniz. Buradan sonrası başka bir pazarlama eğitiminin konusuna dahil olduğu için kısa kesiyorum. Kendi reklamlarımız ile ilgili bu tüyoları cebimize koyduktan sonra asıl işimizie odaklanalım; Tasarım!
Tasarım Bir Fikir Sürecidir
Çok başarılı olmuş bir tasarım projesini gördüğünüz zaman ilk olarak bunun hangi araçlarla, hangi teknolojilerle hazırlandığına bakmayız. Onun içerisindeki fikirden ve düşünceden etkileniriz. Yaratıcılıktan ve sanatçının yorumundan ilham alırız. Bu nedenle sizin de odaklanmanız gereken en önemli şey tasarım programları, tasarım araçları değildir. Bir fikri nasıl ortaya çıkarıp, geliştirir ve somut bir projeye çevirebilirsiniz? işte bu soru sizi farklı çalışmalar yapmaya itecek.
Yeni Bir Fikir Nasıl Bulunur?
Tüm benzer sanat prensiplerinde olduğu gibi bir fikir, düşünme süreci ile başlar. Kavramsallaştırma süreci zihnimizde bazı olguları hayal etmek anlamına gelir. Öncelikle yeni bir tasarım fikri bulmak için bir mesajımızın ya da bir cümlemizin olması gerekir. “Neyi anlatacağız?” ya da “Amacımız nedir?“ bir sloganımız var mı? öncelikle bu gibi sorulardan en az birine bir yanıt bulmalıyız. Anlatmak istediğimiz şeye karar verdikten sonra süreç tasarımcının vizyonu ile ilerler.
Zihnimizde yavaş yavaş anlatmak istediğimiz mesajı nasıl anlatacağımız ile ilgili bir kompozisyon oluşacak. Çizgiler, renkler, şekiller hatta boşluklar. Tüm bunları kullanarak öncelikle bir taslak çıkaracağız. Bu taslak bir kağıda ya da dijital ortamda bir belgeye çizilmiş olmak zorunda değil. Tamamen görsel hafızanız, hayal etme yeteneğiniz ile de bu kompozisyon üzerinde düşünebilir ve çalışabilirsiniz. Gelen her güçlü ve yeni fikri not almalısınız. Duyguları göz ardı etmeyin. Sanatsal çalışmaların neredeyse tümünde duygusal bir beklenti ya da yansıma vardır. Fikir üretirken neyi neden yaptığınızın üzerinde düşünmelisiniz. Kompozisyonunuza katkı sağlamayacak her şeyden kaçının. Unutmayın kitabımızın ismi bile “Uzay Çağında Grafik Tasarım Eğitimi” yani artık geleneksel çizgilerden, neden orada olduğu anlaşılmayan ufak desenlerden, şekillerden çok uzaktayız. Artık sadeleşme, mesajı güçlendirme ve minik dokunuşlarla fark yaratabilme zamanı. Bu yenmi bulduğumuz fikri daha da ileriye götürecek bir diğer şey ise tasarım dilidir. Tasarımcının kullanacağı araçlar, yöntemler bu noktada devreye giriyor. Bir tasarımcının özgün ve kendi tarzında eserler çıkartması da tasarım diline bir örnektir. Vermek istediğiniz mesaj belli, kompozisyonun sınırları oluşmuş ve aklınızda güzel bir tasarım fikri var. Artık bunu nasıl hayata geçireceğinize odaklanabilirsiniz.
Sadeleşmeye Doğru
Tasarım trendleri sürekli değişiyor ve değişmeye de devam edecek. Bizim günümüz tasarım çizgilerini yakalayabilmek için belli bir stile ya da tarza bağlı kalmamamız gerekiyor. Bunun için sürekli araştırma ve öğrenme eğilimimizi sürdürmeliyiz. Avrupa ülkelerinde güncel afiş tasarımları, ürün tasarımları gibi materyalleri düzenli olarak incelemek size tasarım trendleri konusunda da fikirler verecektir. Özellikle İngiltere tasarım çalışmaları alanında trend belirleyici işler çıkaran bir ülkedir.
Son dönemlerde öne çıkan tasarım trendi ise sadeleşmekten geçiyor. Daha düz sans-serif tırnaksız fontlar, düz ve geçişsiz renkler, basit çizimler gibi öğelerin popüler olduğu gözlemliyoruz. Aslında mesajı vermek için bazen ufak bir nokta bile çok anlamlı olabiliyor. Bu sadeleşme ve az parça ile çok şey anlatma ustalığı iyi kurgulandığı zaman gerçekten etkileyici sonuçlar ortaya çıkıyor. Dünyanın bir yanında bu minimal, sade ve temiz tasarımlar öne çıkarken diğer yanda başka bir akım daha güçleniyor. Aslında yeniden güçleniyor diyebiliriz.
3 Boyutlu Tasarım Çalışmaları
Sadeleşmenin zıttı gibi görünen bu tasarım trendi giderek popüler hale gelmeye başladı. Ancak eski dönemlerden hatırladığımız üç boyutlu grafik stili de epey değişti. Eskiden daha karmaşık yapıda olan üç boyutlu tasarım çalışmaları artık daha az detaya sahip “low poly” olarak adlandırılan bir tarza doğru evrimleşti. Yani aslında üç boyutlu grafiklerde de bir sadeleşme akımından söz etmek mümkün.
İllüstrasyon ve çizimlerin çağdaş, modern bir yorumu olarak görülen “low poly” tekniği video oyunları alanında sıklıkla tercih ediliyor. Bununla birlikte artık pek çok tasarım projesinde basılı ya da dijital farketmeksizin kullanımı artmış durumda.
Bu üç boyutlu tekniğin popüler olmasının bir diğer sebebi de tasarımcılar üzerindeki yaratıcılık etkisi. Evet bu tarz yaratıcı olmaya zorluyor. Çünkü kısıtlı bir malzeme ile karmaşık yapıları oluşturmalı ve asıl anlatacağınız şeyi daha az imkanlarla yapmalısınız. Bu da tasarımcıya ekstra düşünmesi gereken bir alan olarak çıkıyor. Ayrıca render süreleri vb teknik detayları da düşündüğümüz zaman bu tür tasarımların neden popüler olduğunu anlamak kolaylaşıyor.
Geleceğin Tasarım Alanları
Grafik tasarıma her zaman ihtiyaç olacağı ortada. Çünkü insanlar para kazanmaya ve hayatlarını sürdürmeye devam edecekler. Biz tasarımcılar da yaptığımız işlerle insanlar ve markalar arasındaki iletişimi sürdürmeye devam edeceğiz. Buraya kadar her şey güzel, ancak tasarımın odaklandığı bazı alanlar artık yok olmak üzere. Basılı gazetelerin ve dergilerin sayısı giderek azalıyor. Bazı tasarım alanları da öne çıkıyor ve yeni iş imkanları sunuyor. Peki gelecekte en çok ilgi görecek tasarım işleri nelerdir?
Mobil Uygulama Arayüz Tasarımları
Web Sitesi Arayüz Tasarımları
Dijital Reklamcılık (Mail, Banner vb.)
Afiş, Poster, Kartvizit gibi Geleneksel Basılı Tasarımlar
Objektif bir gözle bakıldığı zaman bu alanlar piyasanın en çok rağbet gören alanları. Yeni teknolojiler geliştikçe tasarımcıların da bu teknolojilere ayak uydurması ve onlar için içerikler üretmesi gerekiyor. Özellikle mobil uygulama sektörü giderek büyüyor. Her bir uygulamanın hatta o uygulamanın her bir sayfasının bir tasarımcıya ihtiyacı var.
Tasarımcılar UI ve UX kavramlarını iyi araştırmalı, ince detaylarını, tasarım sistemlerini öğrenmeliler. Geleceğin en popüler mesleklerinden bir tanesi de UI tasarımcılığı gibi görünüyor.
Mobil uygulamalar gibi internet siteleri, e-ticaret projeleri de popülerliğini artırmaya devam ediyor. Bu alanlarda da tasarımcılar kolaylıkla iş bulabilirler. Web siteleri için tasarım yaparken kullanıcı deneyimi üzerinde iyi çalışmalısınız. Bu tarz siteler ziyaretçilerine ve potansiyel müşterilerine dijital ortamda çeşitli araçları kullanarak ulaşırlar. Bunların başında e-posta kampanyaları geliyor. Bu tarz reklam alanlarında da en önemli faktör iyi bir tasarımdır. E-posta reklamları, banner ve afiş çalışmaları, hareketli grafikler en çok tercih edilen içerik türleridir.
Tüm bu dijital çalışmaların yanında gelecekte de devamlılığını sürdürecek geleneksel tasarım ürünleri olacaktır. Kartvizitler, poster, el ilanı vb ürünler hala kullanılmaya devam ediyor.
Dün, Bugün ya da Yarın
Tüm bu bildiklerimizi toparlayıp bir sonuca varmak gerekirse düşünmemiz gereken pek çok şey var. Biz tasarımcılar yaratıcı fikirler bulup onları grafiklere dönüştürürken geleneksel ve eski araçlara bağlı kalmamalıyız. Doğada bulunan her şey bir tasarımcı için modern bir tasarım aracı olabilir. Buradaki sihir ne yaptığını bilmek ile ilgilidir. Tasarım insanlarla iletişim kurmanın görsel bir biçimi. Aynı yere bakıp aynı şeyi göremeyen pek çok insan olduğunu unutmadan. Mesaj iletme kaygısı ile modern ve şık tasarımlar yapabilmek için pek çok sanat akımını da incelemeniz gerekiyor. Pratik ve teorik eğitim eş zamanlı olarak alınmalı. Yani bir yandan yeni tasarımlar üretirken bir yandan da geçmişi incelemeli, geleceği ön görmelisiniz. Dün, bugün ya da yarın, daima bilinçli tasarımlar üretmenin önemini kavrayan tasarımcılar başarıyla anılmaya devam edecek.
Enis Yavuz
Grafik ve Reklam Tasarımcısı
2026 GÜNCELLEMESİ
Yeni Ortak Yapay Zeka
2022 yılında bu kitabın ilk satırlarını kaleme aldığımda, tasarımın geleceğinde hızın ve sadeliğin hüküm süreceğinden bahsetmiştim. Ancak itiraf etmeliyim ki teknolojinin bizi bu kadar kısa sürede “yaratıcılığın demokratikleştiği” bir eşiğe getireceğini tahmin etmek bile heyecan vericiydi. Bugün, 2026 yılında, artık sadece tasarım araçlarını kullanan kişiler değil, bu araçlara yön veren (curator) ve strateji kuran mimarlar haline geldik.
Yapay zeka, tasarımcının elinden kalemini alan bir hırsız değil o kalemi ışık hızında hareket ettiren bir motordur. Peki, biz bu motorun neresindeyiz? Direksiyonunda mı, yoksa dikiz aynasında mı?
Görsel Üretimde “Prompt” Değil, “Vizyon” Dönemi
Yapay zeka görsel üretim araçları (Midjourney, DALL-E ve türevleri) artık her cebin içine girdi. Herkesin sadece birkaç kelime yazarak “estetik” görseller üretebildiği bir dünyada, tasarımcının değeri nerede saklı? Cevap basit: Neden?
AI, size “nasıl” sorusunun binlerce varyasyonunu saniyeler içinde sunabilir. Ancak “neden bu renk?”, “neden bu hiyerarşi?” veya “bu görsel markanın hikayesiyle nasıl örtüşüyor?” sorularının cevabı hala sizin tasarımcı zihninizde saklı. 2026 yılında bir tasarımcının en büyük yeteneği “prompt yazmak” değil, ortaya çıkan binlerce sonuç arasından doğru olanı seçme ve rafine etme yetisidir.
Bizler artık birer “uygulayıcı” olmaktan çıkıp, birer “Art Director” (Sanat Yönetmeni) kimliğine büründük. Yapay zeka bize ham maddeyi veriyor; biz ise o ham maddeyi müşterinin sorununu çözecek profesyonel bir ürüne dönüştürüyoruz.
Tasarımcı ve AI - Rekabet mi, İş Birliği mi?
Mesleğimizle ilgili en büyük korku olan “AI işimizi elimizden alacak mı?” sorusunu 2026 perspektifiyle cevaplayalım: Hayır, ama AI kullanan bir tasarımcı, AI kullanmayan bir tasarımcının işini elinden alacak.
Yapay zekayı değerlendirirken üç temel sütuna odaklanmalıyız.
Hız ve Verimlilik Eskiden bir moodboard (duygu panosu) hazırlamak saatlerimizi alırken, şimdi saniyeler içinde müşterimize konsept sunabiliyoruz. Bu bize “düşünmek” için daha fazla zaman bırakıyor.
Sınırsız Varyasyon Bir logonun veya paket tasarımının farklı ışık, doku ve ortam altındaki hallerini test etmek artık bir lüks değil, standart.
Kişiselleştirme 2026’nın en büyük trendi “hiper-kişiselleştirme”. Yapay zeka sayesinde, her kullanıcıya özel değişen dinamik web arayüzleri veya kişiye özel ambalaj tasarımları üretmek artık mümkün.
Tasarım Odaklı Çözümlerde AI’nın Rolü
Kitabın önceki bölümlerinde “İyi Fikirler Para Kazandırır” demiştik. Bu kural 2026’da daha da geçerli. İnsanlar artık “güzel bir resim” için ödeme yapmıyorlar. Çünkü güzel resmi AI zaten yapıyor. İnsanlar artık “işe yarayan strateji” için ödeme yapıyorlar.
Bir kozmetik markası kurarken (ki sitemizde bu konuya derinlemesine değindik), AI size yüzlerce şişe tasarımı sunabilir. Ancak o şişenin rafta nasıl duracağı, eldeki dokusu, hedef kitlenin banyo dekorasyonuyla uyumu ve sürdürülebilir malzeme tercihi gibi “insani” ve “stratejik” kararlar sizin imzanızdır. AI bir üretim aracıdır, tasarım ise hala bir karar verme sürecidir.
2026 ve Sonrası İçin Gelecek Öngörüleri
Peki, bizi neler bekliyor? Tasarım dünyasının yeni rotasını nasıl okumalıyız?
1. Sentetik Medya ve Hareketli Grafikler
Statik görseller artık yerini yaşayan, hareket eden ve etkileşime giren sentetik içeriklere bırakıyor. Bir tasarımcı olarak sadece Photoshop bilmek yetmiyor; hareketli grafiklerin (motion graphics) dilini ve AI video üretim araçlarını portfolyonuza eklemek zorundasınız.
2. Etik ve Telif Bilinci
Yapay zekanın en karanlık noktası hala telif hakları. 2026’da özgünlük, her zamankinden daha değerli. AI ile üretilen bir görselin üzerine kendi sanatsal dokunuşunuzu eklemek, onu manipüle etmek ve markaya özgü hale getirmek “etik tasarımcı” olmanın gerekliliğidir. “Kopyala-yapıştır” yapanlar değil, “yarat-dönüştür” diyenler kazanacak.
3. Kullanıcı Deneyiminde (UX) AI Devrimi
Artık internet siteleri statik değil. Kullanıcının ruh haline, günün saatine veya geçmiş alışkanlıklarına göre renk değiştiren, dilini güncelleyen arayüzler tasarlıyoruz. Bu noktada UI/UX tasarımcılarının rolü, “akıllı sistemler” tasarlamaya evriliyor.
Tasarımcının Yeni Çantası Hangi Araçları Cebimize Koymalıyız?
2022’de tasarım araçları daha sınırlıydı. Bugün ise bir tasarımcının dijital çantasına şunları da eklemek lazım.
Üretken Yapay Zeka (Generative AI)
Görsel, video ve metin üretimi için yardımcılar.Stratejik Analiz
Veriyi okuyup tasarıma dökme yeteneği.Prompt Engineering (Komut Mühendisliği)
Makineyle en doğru dilde konuşma sanatı.Hibrit Çalışma Disiplini
Geleneksel tasarım prensiplerini (kontrast, denge, hiyerarşi) dijital zeka ile harmanlama.
Mağara duvarlarına çizilen o ilk bizon resminden, 2026’nın nöral ağlarla örülü dijital eserlerine kadar tek bir gerçek değişmedi: Sanat ve tasarım, bir insanın bir başka insana bir şey hissettirme çabasıdır.
Yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin, bir tasarımı “ikonik” yapan şey içindeki insan ruhu, yaşanmışlık ve o tasarıma yüklenen derin anlamdır. Makineler kusursuzdur, ancak tasarım bazen o “insani kusurda” saklıdır.
Biz tasarımcılar, geleceği şekillendirmeye devam edeceğiz. Ama bu sefer yanımızda dünyanın en güçlü asistanı var. Onu bir tehdit olarak değil, hayallerimizi somutlaştıran bir katalizör olarak görün. Uzay çağındayız demiştik ya; şimdi o çağın tam merkezinde, ışık hızında tasarlıyoruz.
Daima öğrenen, daima sorgulayan ve daima “neden” diye soran tasarımcılar olarak kalın.
Enis Yavuz Ocak 2026 /Güncelleme



